AĞAOĞLU’NUN AYAZMASI İŞTE BUDUR!

10 02 2011

Ali Ağaoğlu’nun Ayazma’da inşa ettiği konutları tanıtmak için çektiği reklamları görmeyeniniz yoktur muhtemelen. Ve muhtemelen çoğunuz bu reklamları gördüğünde, yapmacıklığı ve çiğliği ile sinirleri bozan bir reklam olduğu için az ya da çok sinirlenmişsinizdir. Herkesin sinirlenme nedeni farklı olabilir hepsinde de haklılık vardır mutlaka. Benim sinirlenme nedenim ise 5 yıllık bir hikayeye dayanıyor. Benim hikayem değil… şahit olduğum, taraf tuttuğum ve müdahil olmaya çabaladığım bir kavganın, bir mücadelenin hikayesi. Aslında hikayeyi kendi özneleri bir anti-reklam filmi çekerek çok da güzel anlattılar. http://ayazmamagdurlari.wordpress.com/ adresinden görülebilir.

2004 yılında TOKİ, Küçükçekmece Belediyesi ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ayazma’da bir konut projesine başlamaya karar verirler. Ayazma Mahallesi kentin en değerli bölgelerinden biri haline gelmiştir. Ayazma projesinin tanıtıldığı siteden, kendi ağızlarından dinleyelim;

“Atatürk Olimpiyat Stadına komşu yaklaşık 200 dönümlük bir arazi üzerinde inşa edilecek, … TEM otoyoluna cephesi ve Metro bağlantısı ile bölgedeki tüm işyerleri, sanayi ve yerleşim yerlerine bulunmaz bir ulaşım kolaylığı …”

Tam da İstanbul’un zengin ahalisi ve zenginlere özenen yeni yetmelerine uygun bir bölge değil mi? Bu üç koca kuruluş da öyle düşündü ve inşaata başlamak için büyük heyecan duydu. Fakat önlerinde bir engel vardı. Bu bölge aynı zamanda güneydoğudan zorunlu göçle İstanbul’a sürülmüş insanların yaşadığı bir gecekondu mahallesiydi. 1730 ailenin yaşadığı koca bir mahalle. Bugün boş bir araziymişçesine pişkin pişkin yapılan reklamlar işte bu 1730 ailenin hayatını alt üst etme pahasına, kentsel dönüşüm projesi adı verilerek bölgeye el konmasıyla var olabiliyor ancak!

Ailelerin büyük bir kısmı sözleşme imzalayarak 2005 yılında Bezirgânbahçe’deki TOKİ konutlarına taşındılar. “Eh ne güzel işte daha ne istiyorlar? Mis gibi evler” demeyin. TOKİ konutları bunlar; daha taşınmadan sıvaları dökülen, her yağmurda çatısı akan “yepyeni” konutlar. “Kira öder gibi” diye pazarlanan koşulların hiç de “uygun” olmadığı kısa zamanda ortaya çıktı. Her ay borçları katlanarak artan yeni Bezirganbahçelilerin büyük bir kısmı konutlarını borcuyla satmak ve yeniden gecekondulara taşınmak zorunda bırakıldılar. Bu sefer kendi evlerine de değil kiraya çıktılar ve daha da yoksullaştılar.

Yazının devamını oku »





Ayazma Benim Dünyam

13 12 2010

Yıktıkları evlerimizin üzerinden lüks konut, tarumar ettikleri hayatlarımız üzerinden hayat satıyorlar. Bu bir TOKİ – Belediye ve Sermaye sahibi uygulamasıdır. Ağaoğlu inşaatın reklamlarda gösterdiği proje alanı, evlerimizi yıkarak, zorla bizleri gönderdikleri alandır.

Ayazma-Tepeüstü Kentsel Dönüşüm Projesi mağdurları olarak Küçükçekmece Atatürk Parkı’ndaki bekleyişimizin 33. Hafta‘sına girdik. Kamu idarecilerinin bizlere sözler verip tutmamasından gına gelmiş vatandaşlar olarak, hem verilen sözlerin tutulmasını sağlamak hem de verdiğimiz dilekçelerin, bürokrasinin unutulmuş derinliklerinde kaybolmasına mani olmak için;

4 yıl barakada – sokakta kaldıktan sonra kabul edilen hak sahipliğimizin, gereğinin yerine getirilmesini istemekteyiz.

Bu hafta da, 19 Aralık 2010 pazar günü saat 09:00 – 18:00 arasında Küçükçekmece Belediye Binası yanındaki Atatürk Parkı’nda adaletin tecellisini bekleyeceğiz.

Belediye’nin de, hükümetinde de yanı başındayız… Kadın, erkek, yaşlı, genç, çocuk, hasta 33 haftadır nöbetteyiz. Elde ettiğimiz haklara rağmen bizi gören, duyan yok… Yeni öğrenim yılında çocuklarımızı hangi okula göndereceğimizi bilmek hakkımız. Onlara reva görülen bir kış daha sokaklarda yatıp kalkmak ve parka en yakın okula gidip gelmek olmamalı.

Bu vesileyle kamu yöneticilerinin millete verdikleri sözleri tutmamasından rahatsız olan herkesi, aşağıda verdiğimiz adreslere Küçükçekmece Belediyesi’ne ve TOKİ’ye yazarak, e-posta göndererek, ziyaretimize gelerek veya kendi buldukları her yöntemle desteklerinizi bekliyoruz.

İKİTELLİ AYAZMA-TEPEÜSTÜ
KENTSEL DÖNÜŞÜM MAĞDURU AİLELER

Yazının devamını oku »





KÜRESEL MARKALI KENTE İSYAN

30 07 2010

Ezgi Bakçay

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş’ın sahibi olduğu Kahve Dünyası markası tarafından üretilen ve Bülent Erkmen tarafından tipografik tasarımı yapılan İstanbul 2010 çikolataları piyasaya sürüldüğünden beri ağzımda acı bir tat var. Parlak renkli çikolata kutularının içinde ne saklı olduğunu merak ediyorum. Özel tasarım ambalajlarıyla birlikte iştahla yalanıp yutulan nedir? Marka yetkilileri ürünlerinin “İstanbul’u küresel kent yapmak adına önemli bir katkı olduğunu” iddia ediyor. Bu çikolataların hammaddesi öyle sıradan bir şey olmasa gerek.
2010 Avrupa Kültür Başkenti bir çikolata fabrikası gibi çalışıyor. Bu fabrikada sermayenin ağzını sulandıran türden bir kent imgesi üretiliyor: Sınıfsal ve kültürel çatışmalardan, gündelik yaşamın şiddetinden arındırılmış, yarı canlı, yarı ölü bir beden olarak kent, tatil köyü, eğlence merkezi, küresel marka olarak İstanbul.  Bu imge kentin içerisini ve dışarısını, toplumsal yaşamın ve siyasetin sınırlarını belirliyor. Kim kente vizeyle, kim dozerle girecek, kim burada yaşamayı hak ediyor ve buna kim karar verecek? Herkes haddini bilecek.
İstanbullu dediğin güzel, kültürlü, paralı, iyi huylu bir insan evladı. Tek tip İstanbullu yok elbette,  sütlüsü de var, bitteri de. Aynı ambalaj içinde kültürel çeşitlilik aroması. Oysa bir de sermayenin çiğneyip tükürdüğü, ambalajsız, çıplak İstanbul var. Ve bu yazı onunla ilgili.

Yazının devamını oku »





TOKİ VE AKP BELEDİYELERİ İFTİHARLA SUNAR: AYAZMA – TEPEÜSTÜ’NDE BİR YALAN TÜRKÜSÜ

29 07 2010

Okyanusta rotamız kayıptır

Aralık 2008′de, Express’te, Ayazma – Tepeüstü mahallesi halkının mücadelesine yer vermiştik: Halkalı – Bezirgânbahçe TOKİ konutlarına borçlandırılarak sürülmüşler, akut bir “gettolaşma”ya maruz bırakılmışlar ve spekülasyon yoluyla tekrar yerlerinden edilmeye başlanmışlardı. Aslında mahalle o tarihten çok önce yıkılmıştı, TOKİ’ce yok sayılan kiracılar daha baştan derin bir yoksulluğa terk edilmişti. fiimdi, Ayazma – Tepeüstü mahallesinin tarihinde geri gidiyoruz ve devletin tüm kurumlarının el birliğiyle bir avuç kiracıya reva gördüğü şiddetin şeceresini döküyoruz. Mücadele berdevam…

Kentsel dönüşümün, beş yıldızlı prestij projelerinin lokomotif ilçesi, TOKİ’nin gözbebeği Küçükçekmece, bugünlerde Ayazma – Tepeüstü kentsel dönüşümü sonucunda açıkta kalan kiracı ailelerin protestolarına sahne oluyor. Bezirganbahçe TOKİ konutlarına yerleştirilen hak sahiplerinin artık iyice görünür olan ekonomik, sosyal ve kültürel mağduriyetleri bir yana, iki seneye yakın çadır ve barakalarda yaşadıktan sonra TOKİ tarafından hak sahiplikleri kabul edilen, ancak bu kez de ödeyemeyecekleri 10-15 bin TL’lik peşinatlar nedeniyle bu haklarının anlamı kalmayan kiracı ailelerin yaşadığı acılar vicdanları sarsacak nitelikte. Kuruluşu ‘70’lerin sonuna dayanan Ayazma’nın ancak 2008’de kamuoyunda tanınması da, Ayazma’yı terketmeyerek hak sahipliği için çadır ve barakalarda direnen bu 18 kadar kiracı aile sayesinde mümkün oldu.

Yazının devamını oku »





Ayazma Mağdurlarının Hukuk Mücadelesi İçin Dayanışma Gecesi yapıldı

23 07 2010

Ayazma Mağdurlarının Hukuk Mücadelesi İçin Dayanışma Gecesi Sefaköy Akdeniz Düğün Salonunda yapıldı.

Gecenin yapılmasında katkısı olan tüm dostlarımıza ve katılımcılara teşekkür ederiz.





İSTANBUL’DA AYAZMALILARA EV YOK MU?

7 06 2010

TOKİ, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Küçükçekmece Belediyesi’nin başlattığı Ayazma/Tepeüstü Kentsel Dönüşüm Projesi için Ayazmalılara verilen sözler unutulunca, halk yeniden eylemlere başladı. Ayazmalıları barınma hakkı mücadelesinde yalnız bırakmayan meslek örgütleri ve yıkıma karşı mücadele veren diğer mahallelerin sakinleri, düşüncelerini gazetemizle paylaştı.

Şubat 2009’da 18 Ayazmalı aile “hak sahibi” olarak kabul edilmiş ve Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay tarafından peşinatsız ve uygun şartlarda konut sözü verilmişti.
Ancak bu söze rağmen ailelerden 10-15 bin lira tutarında peşinat istenmişti.
Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi’nden Özgür Temiz,
Bezirganbahçe’deki toplu konutlara yerleştirilen ailelere hangi şartlarda ev verildiyse kalan 18 aileye de aynı şartlarda ev verilmesi gerektiğini söyledi. Temiz, “Kentin içindeki zenginlerin, rant gruplarının çıkarına yapılan uygulamalarla yoksullara yönelik uygulamalar arasında fark var. Ayazma’da yaşayan insanlar yok sayılıyorlar. İnsan yerine koymuyorlar. Zenginlerle kokteyl masalarında görüşmeler yapılırken bu insanlara ayda bir kere bir açıklama yapma ihtiyacı duymuyorlar. İnsanların talepleri, beklentileri, hayatları gözetilerek karşılanmalı” dedi.


SARIGÖL’DEN DAYANIŞMA
Ayazmalıların konut mücadelesine destek veren Gaziosmanpaşa Sarıgöl Romanlar Derneği Başkanı Şadi Çatı ise dayanışmaya önem verdiklerini söyledi. Gaziosmanpaşalı Romanlar olarak aynı sorunu yaşadıklarını belirten Çatı, “Sarıgöl mahallemize 27 senedir belediye girmedi. Ne çöpü alındı ne asfaltı yapıldı. Hiçbir konuda bir çalışma yapılmadı. Belediye bir çivi dahi çakmadı. Bu ayın 5’inde yollarımızı yapacaklarını, çöpleri kaldıracaklarını ve evlerimizi boyayacaklarını söylediler. 22 gün geçti, yapılan sadece 150 metrelik bir çöp yığınını biraz düzeltmek oldu” diye konuştu.
Yapılanların kentsel değil rantsal dönüşüm olduğuna değinen Çatı, “27 yıl sonra belediye söz veriyor. Bu insanların çoğu perişan, çok fakir insanlar. Gelip birebir bu insanlarla görüşmüyorlar. İnsanların sağlık sorunları var mı? İşi var mı? Bunları sormuyorlar. Hiçbir şekilde düşüncelerimizi ve sorunlarımızı sormadan gelip evimizi yıkacaklarını söylüyorlar” dedi.
Çatı, sözlerine şöyle devam etti: “Buna ırksal-parasal-rantsal dönüşüm denir ancak. Bizi çıkarları için kullanıyorlar. Devlet ne için var? Milletinin var olmasını sağlamak için değil mi? Biz bu devlette ırkçılığı görüyoruz. Biz tamire varız ama bizi evlerimizden çıkarmasınlar, gitmek istemiyoruz. Verdikleri daireleri tabut diye adlandırıyoruz. Bizim bir kültürümüz var. Yeşil alan, parklar, yollar, bu verdikleri vaatlerin bahane olduğuna inanıyoruz.”
Yıkım karşıtı mücadele ile gündeme gelen bir başka mahalle olan Başıbüyük Mahallesi’nden aynı zamanda Maltepe Belediye Meclis Üyesi olan Adem Kaya ise “Bu ülke dışarıdan gelen göçmenlere bedava konut tahsisi yapabiliyorsa bu 18 aileyi de koruyabilirdi. Bu durumun ayrıca etnik, kültürel, sosyal bir boyutu vardır. Bu bir zorla göç ettirmedir. Sosyal hukuk devletinde bu olmamalı. Dünyaya yardım ederken kendi vatandaşını sürgün etmek ne kadar doğru olabilir? Bunu yapan TOKİ Başkan Vekili Erdoğan Bayraktar. 500 bin konut yaptığını dile getirirken bu 18 aileye verecek yeri yok mudur, diye soruyorum” diye konuştu.

(İstanbul/EVRENSEL)





Göç mahallelerinde yıkım korkusu

7 06 2010

İSTANBUL’un Küçükçekmece İlçesi’nde “Kentsel dönüşüm alanı” ilan edilen ve 2007 yılından itibaren parça parça yıkımın başladığı Ziya Gökalp, Şahintepe, Ayazma ve Tepeüstü Mahallelerinde sokakta kalma korkusu insanları iyiden iyiye sardı. Bölgeden zorunlu göç edenlerin yoğunlukta oturduğu ve okul, sağlık ocağı, çocuk parkı ve yolu bulunmayan mahallelerde 3 yıldır yıkım korkusuyla yaşadıklarını belirten mahalle sakinleri, belediyenin TOKİ işbirliğiyle “silahsız soygun” yaptığını, kendilerini de yıldırmak için bilerek hizmet vermediğini öne sürdü.

ŞAHİNTEPE’DE HİÇ BİR HİZMET YOK
Sağlık ocağı, çocuk parkı, eczane ve okulu bulunmayan Şahintepe Mahallesi sakinleri, belediyenin bilerek ve kasten kendilerini yıldırmak için hizmet vermediğini öne sürdü. Yaşadıkları duruma isyan eden aileler hastaneye, pazara ve okula gitmek için kilometrelerce yol yürümek zorunda kaldıklarını belirtti.
26 yıldır Şahintepe Mahallesi’nde ikamet ettiğini belirten Ekrem Kolcu, Başbakan’ın Toplu Konut İdaresiyle işbirliği yaptığını belirterek, “Elimizdeki evleri alıyorlar, aldıkları gibi kendi evlerimizi bize satıyorlar. Hiçbir hak alamıyoruz. Herkesi mağdur ediyorlar. Devletin vermiş olduğu bir tapu var, tapuyu kimse kaale almıyor. 200 metre tapusu olanlara, 106 metre tapu veriyorlar” dedi. Birçok defa belediyeye yetkilileri tarafından belediyeye çağrıldıklarını belirten Kolcu, “Bizi kandırıp buradan sürmek istiyorlar. Yıllar önce yıktıkları evlerin enkazlarını bile toplamıyorlar. Yıkıyor ve pisliğiyle birlikte bırakıyor. Aslında böyle yaparak psikolojik olarak bizi çökertmek istiyorlar. İnsan gibi hizmet görmedik. Asfaltımız yok, altyapı yok, kaldırım yok ama bizden bunların vergilerini alıyorlar. Yargı yolu açık diyorlar. Ben kimi kime şikayet edeceğim?”diye konuştu.

HAYVAN PİSLİĞİNDEN GEÇİLMİYOR
Mahalle sakinlerinden Cemal Altıntaş ise, 20 yıl önce ekonomik nedenlerden dolayı Erzurum’dan göç ettiğini ve bu mahalleye yerleştiğini kaydetti. Altıntaş, “Alt yapılarımız hep bozuk. Birkaç kez belediyeye gittik. Yetkililere yolumuz, suyumuz ve hizmet yok dedik. Belediye yetkililerinden ‘Nasıl olsa orası yıkılacak. Her hangi bir hizmet yapma mecburiyetinde değiliz’ cevabı aldık. Okulumuz bile yok. Mahalleden hayvan pisliğinden geçemiyoruz” dedi. İşin içinde rant olduğunu söyleyen Altıntaş, “TOKİ Türkiye devleti içerisinde ayrı bir devlet konumundadır. TOKİ ne derse o uygulanıyor. Sesimizi her tarafa duyurmak istiyoruz. Cumhurbaşkanı, Başbakan bir an önce bununla ilgilensin istiyoruz” şeklinde konuştu. Mahallede 16 yıldır ikamet ettiğini söyleyen Berrin Toprak ise, “Biz borç altına girmek istemiyoruz” diyerek, “Bir daireye karşılık daire vereceğiz ve 50-60 milyar borçlandıracağız diyorlar. Bu hangi akla mantığa sığar. Kendi dairesini bize satıyor, Arazimizi de bedava alıyor. TOKİ tarafından şu an da Belediye de sıkıştırılıyor. Kendilerine proje çıkartıp bu insanların yerlerini kaydırıyorlar. Bizi caydırmak için başka yerde gösteriyorlar” diye belirtti.
(İstanbul/DİHA)

ÇOCUKLAR KORKUYOR
Ayşe Güllü, Ayten Bayhan, Kadriye Şaş, Gönül Altıntaş, Nurdane Ceylan, Şirin Kırık ve Mercan Altıntaş, maruz kaldıkları durumun en ağır bedelini kendilerinin verdiğini, her sabah yıkım korkusuyla uyandıklarını belirtti. Ayşe Güllü, “Biz düzenli bir yaşam istiyoruz. Artık korku içinde uyanmak istemiyoruz. Çocuklarımız yıkımların içinde oynuyorlar. Başlarına bir şey gelecek diye dışarı bırakmak istemiyoruz. Çocuklarımızın psikolojisi bozuluyor. Pazara, hastaneye gitmek için saatlerce yol gitmek zorunda kalıyoruz” diye konuştu. Kadriye Şaş ise “Biz hakkımızı istiyoruz. Her evde 15 çocuk var. Nasıl TOKİ dairesine sığacağız. Önce hizmet versinler. Yollarımızı yapsınlar. Evlerimizi vermiyoruz. Ne marketimiz var, ne de eczanemiz. Biz burada 26 senedir yaşıyoruz, bu çileyi çekiyoruz. Tanker başlarında bu günler için mi bekledik? Oy zamanında gelip vaatlerde bulunmasını biliyorlar. Bir okul yapıyorlar. Onu bile bizim çocuklarımız için yapmadıklarını iyi biliyoruz. Bizi buradan sürdükten sonra gelecek zengin ailelerin çocuklarına yapıyorlar” diye konuştu.








Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.