İSTANBUL’DA AYAZMALILARA EV YOK MU?

7 06 2010

TOKİ, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Küçükçekmece Belediyesi’nin başlattığı Ayazma/Tepeüstü Kentsel Dönüşüm Projesi için Ayazmalılara verilen sözler unutulunca, halk yeniden eylemlere başladı. Ayazmalıları barınma hakkı mücadelesinde yalnız bırakmayan meslek örgütleri ve yıkıma karşı mücadele veren diğer mahallelerin sakinleri, düşüncelerini gazetemizle paylaştı.

Şubat 2009’da 18 Ayazmalı aile “hak sahibi” olarak kabul edilmiş ve Küçükçekmece Belediye Başkanı Aziz Yeniay tarafından peşinatsız ve uygun şartlarda konut sözü verilmişti.
Ancak bu söze rağmen ailelerden 10-15 bin lira tutarında peşinat istenmişti.
Konuyla ilgili görüşlerini aldığımız Şehir Plancıları Odası İstanbul Şubesi’nden Özgür Temiz,
Bezirganbahçe’deki toplu konutlara yerleştirilen ailelere hangi şartlarda ev verildiyse kalan 18 aileye de aynı şartlarda ev verilmesi gerektiğini söyledi. Temiz, “Kentin içindeki zenginlerin, rant gruplarının çıkarına yapılan uygulamalarla yoksullara yönelik uygulamalar arasında fark var. Ayazma’da yaşayan insanlar yok sayılıyorlar. İnsan yerine koymuyorlar. Zenginlerle kokteyl masalarında görüşmeler yapılırken bu insanlara ayda bir kere bir açıklama yapma ihtiyacı duymuyorlar. İnsanların talepleri, beklentileri, hayatları gözetilerek karşılanmalı” dedi.


SARIGÖL’DEN DAYANIŞMA
Ayazmalıların konut mücadelesine destek veren Gaziosmanpaşa Sarıgöl Romanlar Derneği Başkanı Şadi Çatı ise dayanışmaya önem verdiklerini söyledi. Gaziosmanpaşalı Romanlar olarak aynı sorunu yaşadıklarını belirten Çatı, “Sarıgöl mahallemize 27 senedir belediye girmedi. Ne çöpü alındı ne asfaltı yapıldı. Hiçbir konuda bir çalışma yapılmadı. Belediye bir çivi dahi çakmadı. Bu ayın 5’inde yollarımızı yapacaklarını, çöpleri kaldıracaklarını ve evlerimizi boyayacaklarını söylediler. 22 gün geçti, yapılan sadece 150 metrelik bir çöp yığınını biraz düzeltmek oldu” diye konuştu.
Yapılanların kentsel değil rantsal dönüşüm olduğuna değinen Çatı, “27 yıl sonra belediye söz veriyor. Bu insanların çoğu perişan, çok fakir insanlar. Gelip birebir bu insanlarla görüşmüyorlar. İnsanların sağlık sorunları var mı? İşi var mı? Bunları sormuyorlar. Hiçbir şekilde düşüncelerimizi ve sorunlarımızı sormadan gelip evimizi yıkacaklarını söylüyorlar” dedi.
Çatı, sözlerine şöyle devam etti: “Buna ırksal-parasal-rantsal dönüşüm denir ancak. Bizi çıkarları için kullanıyorlar. Devlet ne için var? Milletinin var olmasını sağlamak için değil mi? Biz bu devlette ırkçılığı görüyoruz. Biz tamire varız ama bizi evlerimizden çıkarmasınlar, gitmek istemiyoruz. Verdikleri daireleri tabut diye adlandırıyoruz. Bizim bir kültürümüz var. Yeşil alan, parklar, yollar, bu verdikleri vaatlerin bahane olduğuna inanıyoruz.”
Yıkım karşıtı mücadele ile gündeme gelen bir başka mahalle olan Başıbüyük Mahallesi’nden aynı zamanda Maltepe Belediye Meclis Üyesi olan Adem Kaya ise “Bu ülke dışarıdan gelen göçmenlere bedava konut tahsisi yapabiliyorsa bu 18 aileyi de koruyabilirdi. Bu durumun ayrıca etnik, kültürel, sosyal bir boyutu vardır. Bu bir zorla göç ettirmedir. Sosyal hukuk devletinde bu olmamalı. Dünyaya yardım ederken kendi vatandaşını sürgün etmek ne kadar doğru olabilir? Bunu yapan TOKİ Başkan Vekili Erdoğan Bayraktar. 500 bin konut yaptığını dile getirirken bu 18 aileye verecek yeri yok mudur, diye soruyorum” diye konuştu.

(İstanbul/EVRENSEL)





Göç mahallelerinde yıkım korkusu

7 06 2010

İSTANBUL’un Küçükçekmece İlçesi’nde “Kentsel dönüşüm alanı” ilan edilen ve 2007 yılından itibaren parça parça yıkımın başladığı Ziya Gökalp, Şahintepe, Ayazma ve Tepeüstü Mahallelerinde sokakta kalma korkusu insanları iyiden iyiye sardı. Bölgeden zorunlu göç edenlerin yoğunlukta oturduğu ve okul, sağlık ocağı, çocuk parkı ve yolu bulunmayan mahallelerde 3 yıldır yıkım korkusuyla yaşadıklarını belirten mahalle sakinleri, belediyenin TOKİ işbirliğiyle “silahsız soygun” yaptığını, kendilerini de yıldırmak için bilerek hizmet vermediğini öne sürdü.

ŞAHİNTEPE’DE HİÇ BİR HİZMET YOK
Sağlık ocağı, çocuk parkı, eczane ve okulu bulunmayan Şahintepe Mahallesi sakinleri, belediyenin bilerek ve kasten kendilerini yıldırmak için hizmet vermediğini öne sürdü. Yaşadıkları duruma isyan eden aileler hastaneye, pazara ve okula gitmek için kilometrelerce yol yürümek zorunda kaldıklarını belirtti.
26 yıldır Şahintepe Mahallesi’nde ikamet ettiğini belirten Ekrem Kolcu, Başbakan’ın Toplu Konut İdaresiyle işbirliği yaptığını belirterek, “Elimizdeki evleri alıyorlar, aldıkları gibi kendi evlerimizi bize satıyorlar. Hiçbir hak alamıyoruz. Herkesi mağdur ediyorlar. Devletin vermiş olduğu bir tapu var, tapuyu kimse kaale almıyor. 200 metre tapusu olanlara, 106 metre tapu veriyorlar” dedi. Birçok defa belediyeye yetkilileri tarafından belediyeye çağrıldıklarını belirten Kolcu, “Bizi kandırıp buradan sürmek istiyorlar. Yıllar önce yıktıkları evlerin enkazlarını bile toplamıyorlar. Yıkıyor ve pisliğiyle birlikte bırakıyor. Aslında böyle yaparak psikolojik olarak bizi çökertmek istiyorlar. İnsan gibi hizmet görmedik. Asfaltımız yok, altyapı yok, kaldırım yok ama bizden bunların vergilerini alıyorlar. Yargı yolu açık diyorlar. Ben kimi kime şikayet edeceğim?”diye konuştu.

HAYVAN PİSLİĞİNDEN GEÇİLMİYOR
Mahalle sakinlerinden Cemal Altıntaş ise, 20 yıl önce ekonomik nedenlerden dolayı Erzurum’dan göç ettiğini ve bu mahalleye yerleştiğini kaydetti. Altıntaş, “Alt yapılarımız hep bozuk. Birkaç kez belediyeye gittik. Yetkililere yolumuz, suyumuz ve hizmet yok dedik. Belediye yetkililerinden ‘Nasıl olsa orası yıkılacak. Her hangi bir hizmet yapma mecburiyetinde değiliz’ cevabı aldık. Okulumuz bile yok. Mahalleden hayvan pisliğinden geçemiyoruz” dedi. İşin içinde rant olduğunu söyleyen Altıntaş, “TOKİ Türkiye devleti içerisinde ayrı bir devlet konumundadır. TOKİ ne derse o uygulanıyor. Sesimizi her tarafa duyurmak istiyoruz. Cumhurbaşkanı, Başbakan bir an önce bununla ilgilensin istiyoruz” şeklinde konuştu. Mahallede 16 yıldır ikamet ettiğini söyleyen Berrin Toprak ise, “Biz borç altına girmek istemiyoruz” diyerek, “Bir daireye karşılık daire vereceğiz ve 50-60 milyar borçlandıracağız diyorlar. Bu hangi akla mantığa sığar. Kendi dairesini bize satıyor, Arazimizi de bedava alıyor. TOKİ tarafından şu an da Belediye de sıkıştırılıyor. Kendilerine proje çıkartıp bu insanların yerlerini kaydırıyorlar. Bizi caydırmak için başka yerde gösteriyorlar” diye belirtti.
(İstanbul/DİHA)

ÇOCUKLAR KORKUYOR
Ayşe Güllü, Ayten Bayhan, Kadriye Şaş, Gönül Altıntaş, Nurdane Ceylan, Şirin Kırık ve Mercan Altıntaş, maruz kaldıkları durumun en ağır bedelini kendilerinin verdiğini, her sabah yıkım korkusuyla uyandıklarını belirtti. Ayşe Güllü, “Biz düzenli bir yaşam istiyoruz. Artık korku içinde uyanmak istemiyoruz. Çocuklarımız yıkımların içinde oynuyorlar. Başlarına bir şey gelecek diye dışarı bırakmak istemiyoruz. Çocuklarımızın psikolojisi bozuluyor. Pazara, hastaneye gitmek için saatlerce yol gitmek zorunda kalıyoruz” diye konuştu. Kadriye Şaş ise “Biz hakkımızı istiyoruz. Her evde 15 çocuk var. Nasıl TOKİ dairesine sığacağız. Önce hizmet versinler. Yollarımızı yapsınlar. Evlerimizi vermiyoruz. Ne marketimiz var, ne de eczanemiz. Biz burada 26 senedir yaşıyoruz, bu çileyi çekiyoruz. Tanker başlarında bu günler için mi bekledik? Oy zamanında gelip vaatlerde bulunmasını biliyorlar. Bir okul yapıyorlar. Onu bile bizim çocuklarımız için yapmadıklarını iyi biliyoruz. Bizi buradan sürdükten sonra gelecek zengin ailelerin çocuklarına yapıyorlar” diye konuştu.